Heyecanlı mıyım ne

Yumiyum'la uzunca bir süredir gerçekleşmesini hayal ettiğimiz etkinliklere son 3 gün kaldı. Heyecan yaptım vallayi. İnşallah bi aksilik çıkmaz dinimiz süpaneke amin. Giyeceğim kıyafetten gün boyu yapılacak tüm aktivitelere kadar herşeyi planladım. Ayrıca yumiyum'un gitmesine de 10 gün kaldı :( Düşünmemeye çalışıyorum. Düşünmüycem evet. Ayrıca uzunca bir süredir gitmediğim küçük sevimli tatil yerine 9 martta gitmeyi planlıyoruz ailecek. Pıtırcık arkidişim gitti aynı yere. Onu da özledim bi gelsin havadisleri alıcam. Epeydir gitmediğim yer değişmiş mi? Ne durumda diye sorcam herşeyi. Mutluyum heyecanlıyım ley ley.

Aşka sıçayım ben!

Yazının giriş gelişme sonuç paragraflarına da sıçayım. Hiçbir şey umrumda değil. Aklıma ne gelirse yazıcam. Hatta aklıma gelen bütün küfürleri sayıcam. Askere gidecek, 15 gün sonra. Kısıtlı izin günlerini saymazsak 15 ay nerdeyse hiç görüşemiycez. Ve 15 ayın başlamasına 15 gün kaldı. Çalışıyordu işten ayrıldı. Neden? Aylardır yapılan "son bir ayda sürekli görüşelim. Hep yan yana olalım. Plana programa gerek duymadan, para olmasa bile sadece bankta oturmakla yetineceğimiz günler geçirelim" isteğini gerçekleştirmek adına işten ayrıldı. Planlanan ilk iki buluşma günlerce haberlerde pöykürülen kar gelecek uyarılarına rağmen allahın dağındaki yazlığa gidildiğinden ve de orda mahsur kalındığından dolayı ertelendi. Üzüldüm, ağladım ama geçti. Üçüncü buluşma da yine aynı sebepten veya parasızlıktan ertelendi. Sebebinin önemi yok. ERTELENDİ. 4. buluşmada "geç kalacaksın ben yine bekliycem, yine hayal kırıklığı yaşıycam, yine sinirlenicem. Baştan erteleyelim" dememin karşılığında yüksek sesle "hayır yarın buluşucaz" dendi. Sabahın 6sında uyumama rağmen erkenden uyandım. Giyindim, bok varmış gibi süslendim. Çıktım. Bekledim... Yine bekledim... Gelmedi. Aradım açmadı. Uzun süre, hatta saatlerce bekledim. Soğukta dondum. İki kız kardeşini de aradım. İkisinin de telefonu kapalıydı. Bu sefer sinirin yerini merak aldı. Bildiğim tüm arkadaşlarını aradım. Ya telefonlar kapalı ya açılmıyor. Aksilik bu ya ev telefonunu da silmişim. 118i aradım. Numara kayıtlı değilmiş. En yakın arkadaşının numarasını da silmişim. Bu sefer de avea bilinmeyen numaraları aradım. Arkadaşının numarasını buldum aradım. Ona da ulaşılamıyor. Bir yandan ağlıyorum bir yandan yerimde duramıyorum. Akla gelebilecek tüm numaraları denedim. Bir kişiye bile ulaşamadım. Artık ağlamaktan şişmiş gözlerimi ovuştururken telefon çaldı. Açtım. O! Nerdesin? Dedi. Evdeyim dedim. Gittin mi bekledin mi dedi. Evet gittim bekledim ve eve döndüm dedim. Sustu. Bir şey söylemedi. Ben de sustum. Bir süre öyle bekledikten sonra "bir şey diyor musun" dedim. "Yok" dedi. İyi akşamlar dileyip kapattım. Şimdi ne mi düşünüyorum? Onunla sadece bir kez görüşücem. Özlesem de delirsem de sadece bir kez. Onun istediği gibi, onun istediği şekilde ve yerde. Sadece bir kez. Belki pişman olucam. 15 ay içinde onu özlerken keşke daha çok görüşseydim diycem ama bu sefer kararlıyım. Belki 100 kere bana yaşattığı buluşma fiyaskosunu bir kez daha yaşamıycam. Bu sefer bekleyen taraf ben olmuycam. Biliyorum yine vicdanımı sömürerek buluşmak isteyecek. Ama ne onu istiyorum ne de onu görmeyi! Artık anladım ki aşk yeterli değilmiş birine katlanabilmek için. Aşk için herşeye değer palavrasına da kafam girsin!

Bu ne biçim yazı. Devrik cümleler var diyenlere de bacağım girsin!