İlk yazdığım yazıda belirttiğim gibi blog açma fikrim, arkadaşımın sevindirik haline özenmemle gerçekleşmişti. Malum arkadaş pillicadi dır. Kendisini de pek çok severim o ayrı bir mevzudur. Sevgi pıtırcığı olacağım bir başka zamanda, lakin izlediğim berbat film sayesinde sevgiden arınmış durumdayım. Yoğunluktan ve üşengeçlikten ötürü bir süredir hatta uzun bir süredir blogla ilgilenemiyordum. Ama yazmayı çok özlediğimden ve bir izleyicim olması karşısında dudağımda oluşan tebessümden mütevellit yazmaya karar verdim :) Kendimden pek bahsetmemişim. Ya da hiç bahsetmemişim. He bununla ilgilenir mi blog okurları bilemem ama ben yine de bahsedeyim..
Öncelikle 22 yaşına 1 ay sonra veda etmeye hazırlanan, yaş kompleksine göz kırpmış bir bünyeyim. Evet biliyorum henüz çok gencim ve önümde yaşanacak uzun bir ömür var. Ama size ne yahu ben kompleks sahibi olmaya karar verdim belki. Gittiğim psikiyatrın da onayladığı bir hal içerisindeyim. Üst benliğim ve benliğim güreşiyormuş. Onlar benim içimde debelenirken haliyle ben de bu durumdan etkileniyormuşum. Bunun sonucunda da birden fazla alana aşırı ilgim oluşmaktadır. Lafı bu kadar dolandırmamın sebebine gelince "oha ne alakasız ilgi alanları bunlar" yorumunu engellemektir amacım. Ama siz yine de bu yorumu gönül rahatlığıyla yapabilirsiniz. İçimden küfür edebilirim belki. Efenim gereksiz cümlelerimin özü; hattate olmaya çabalayan, osmanlıcaya hayran olan ve öğrenmeye çalışan, eski olan herşeyi seven ve ilgi duyan, özellikle osmanlıca kitapların eski basımlarını hayranlıkla okşayan, nacizane yazılar ve öyküler yazan ve bir gün bunların kitap olmasını uman, ummakla kalmayıp ütopik bir istek olarak görmeyen, bir dönem kickboks yapmış ve yapmaya devam etmeyi planlayan, aynı zamanda psikolojiye ve pedagojiye ilgisiyle tanınan, belki bunu meslek olarak seçmeyi arzulayan bir şahsıyetim. Ortada olmaktan tiksinse de hayatının her alanında ortada olmayı isteyerek yahud mecbur kalarak seçen bir insanım. Hayatın her alanında fanatizmden uzak duran ve fanatik insanlardan olabildiğince kaçan biriyim aynı zamanda. İnsanoğlunun değişken bir varlık olduğunu ısrarla savunmaktayım. Bundan dolayı da her konuda fanatizmden kaçınılması gerektiğini iddia etmekteyim. Bu iddiama siyasi ve dini konularla birlikte yumiyumu çok severim ama tofitayı asla yemem gibi gayet basit konular da dahildir.
İnsanları yargılamamayı becerebilecek kadar olgunlaşmamış olsam da bunun için çabalamaktayım. Yargılamıyorum iddiasında bulunmadığım gibi, yargıladığım vakit, gerekçesiz olmadığını da belirtmek isterim. He benim gerekçelerim diğerlerini tatmin etmeyebilir lakin beni tatmin ediyor olmasını yeterli bulacak kadar da egomu sevebilirim çoğu zaman.
Ve son olarak eline telefonu alıp, bir kaşını ya da ikisini de kaldırarak dudaklarını şişirip gözlerini kısmak şartıyla poz verenlerden, falanca kitabı okudum demek için okuyanlardan, herhangi bir fikri savunurken uzuvlar arasında ayrımcılık yapanlardan ki bundan kastım kulaklarını tıkayıp ağzını çalıştırmasıdır, facebookta gereğinden fazla zaman geçirip yüzlerce anlamsız video ve fotoğrafta arkadaşlarını etiketleyenlerden, asla ve kesinlikle ile başlayan cümleler sarf edenlerden ve şu an hatırlayamadığım ilerleyen zamanda bahsedeceğim bazı eylemleri gerçekleştiren insanlardan çığlık atarak kaçarım efenim. Bunları yapan insan mıdır? Evet gayet insandır. Ama ses tellerime zarar verebilecek nitelikte insanlardır. Seviyorum yine de sizi lan! Can sıkıntımın dermanısınız. İyi ki varsınız!
Sözlerime son verirken nacizane bloguma izleyici olmuş insanın gözlerinden öper, selam ederim. Selam olsun sana ey üşengeçliğimin yok edicisi :) Şüphesiz ki tembellik bakidir.
Nisan 1 ama şaka değil! shhh!
16 yıl önce

0 yorum:
Yorum Gönder